BİR NEWROZ ŞAFAĞINDA…
M. Ender Öndeş

21 Mart 2016
Sabahın erken saatleri…


Çocuklar çoktan fırlayıp gittiler evden. Kızamıyor da insan! Böyle bir günün sabahında Sur’un ara sokakları yetmez ki onlara; bir an önce kalabalıklara, o büyük ırmaklara karışmak istiyorlar. Ama Melek Ana’nın işi var biraz daha. Kahvaltı sofrası toplanacak, bulaşıklar yıkanacak; sonra komşularla birlikte önce Dağkapı’ya, oradan da Newroz Alanı’na…


Çaylar hazır, börekler sıcak… Üsküdar ilçeden hareket edilecek ama otobüsler gelmiş nasıl olsa, biraz daha zaman var ve kahvaltı yapılabilir; yoksa Kazlıçeşme’de kim kime dumduma, insan o mahşeri kalabalıkta yanındakini kaybediyor bazen! İşte Aycan geldi bak, Fatma, Vahdettin, Azize, Kübra, Ahmet… Tek tek ama rengârenk giriyorlar kapıdan. Çaylar tabii ki hazır; çünkü Cemal Abi ta sabahın köründe gelip açmıştı parti binasını…


“Gaz sıkarlar mı lan yine?”
Nihat, Davut’a soruyor, Yafes mahallesinden çıkarken. “Geçen Newrozda sıkmamışlardı ya…”
Nihat’la Davut yan yana yürüyorlar; büyük bir kadın yığınının arkasında kalıyorlar sonra. Aralardan bir yerden geçip Cizre Newroz alanına bir an önce varmayı planlıyorlar; ceplerinde “her ihtimale karşı” taşlar var; çocuk oldukları için ciddiye alınmıyorlar ama onlar bu işi çok ciddiye alıyorlar…


Demiryolcu milleti sağlam millettir; söz verdikleri yere gecikmezler, tam zamanında oradadırlar. Saat sabah 10:00 civarı. Adana BTS şube binasında, Newroz için son hazırlıklar yapılıyor. Yılmaz, Gülhan, Adıyamanlı Bilgen, Yozgatlı Hacı, Karamanlı Nevzat, Siirtli Rıdvan, Kozanlı Fevzi… Bir çiçek bahçesi gibi, ayrı renkler ve kokular…


Dünya yıkılsa kahvaltı şart! Tahir, Türkan, Arin ve Nazenin… Bugün Amed Newrozu; şenlik ve onur günü. Kahvaltı yapılıyor ama çocukların olmasa da Tahir’in biraz daha acelesi var. Alana gidişlerde sorunlar çıkabilir diye konuşuldu akşam ve Baro’da görevlendirmeler yapıldı. Daha sonra alanda buluşma sözü veriliyor ve Tahir çıkıyor. Hava güneşli, “Bu iyiye işaret” diye düşünüyor; en kötü Newrozları görmüş biri o…


Azadiya Welat’da sabah toplantısı, tam kadro… Günlerdir il il, ilçe ilçe süren Newroz maratonu bugün Amed’le finale ulaşacak ve editörler şimdiden sayfaları paylaşıyor. “Biz bir alana gidelim, döneriz” diyor Rohat. Newroz alanına o ilk gelişleri, sabahın erken saatlerindeki çocuksu heyecanı seviyor…


Topkapı civarında buluşuyorlar. İnşaat-İş Sendikası’nın emektarları bir arada; pankartı açıp bir kenara dayamışlar, sigara tüttürerek mahallelerden gelecek işçileri bekliyorlar. Özellikle rezidans inşaatları önemli, oraları bir kotarabilseler… Serdar’ın gözleri maviş maviş… Gece uyumamış, yorgun biraz ama böyle sabahlar tam ona göre sabahlar…


Silopi Newrozları hep heyecanlıdır, kalabalık ve görkemli olur. Taybet Ana süsleniyor. Bayramsa eğer, süslenmeden olmaz! Işıl ışıl ulusal giysilerini geçiriyor sırtına, sarı kırmızı yeşil danteller, fularlar takılıyor; kapıdan çıkarken “bismillah” diyor alışkanlıkla…


Tıraş olurken durup bir an Kenan’ı düşünüyor Mesut. Hesaplıyor, 18 yıl olmuş Kenan Bolu’da öldürüleli. Kardeş, kalbinin yarısıdırinsanın, ruhunun çekirdeğidir. Morgda onu gördüğü anı hatırlıyor, cenaze törenini. Sonra, yavaş yavaş hazırlanıyor, İzmir Newrozuna. Sendika mı parti mi? İkisiyle de yürüyecek, kimsenin kalbi kırılmasın!


Telefonu çalıyor, arayan Leyla… Bir sıkıntı yokmuş alanda, “ne uykucusun, daha gelmedin” diyor neşeyle. Oysa Hacı çoktan uyanmış zaten, evden çıkmak üzere… Sokaklar sabahın köründen beri hareketli, bir sigara yakıp vuruyor kendini yollara. Şırnak bugün bir kez daha tarih yazacak…


Metin kaygılı biraz. Bursa’da Newroz bazen sıkıntılı olur; özellikle dönüşte faşistler sorun yaratırlar her zaman. Eşi Ferdane ve oğlu Nartan’la yürüyorlar alana doğru…


Fotoğraf makinesini ayarlıyor son kez Rozerin. Akşamdan şarjını doldurmuş, içindeki eski fotoğrafları boşaltmış; bugün Amed Newrozunun en iyi fotoğraflarını o çekecek. Bir de parti görevlileri sahneye çıkmasına izin verse! Hep muhabirleri çıkarıyorlar oraya ama, haksızlık bu!


“Ah Çekdar ah” diyor Meryem Ana; Şengal dağlarında yitirdi onu, torunuydu. Yakılmış köylerin çocuğu… Okmeydanı’ndaki evinde Meryem Ana, sabah saatlerinde… Durup bir an duvardaki resme bakıyor; köşesinde YPG yıldızıyla pırıl pırıl gözleri ışıldayan bir çocuk, Çekdar! Bir dua okuyor içinden sessizce ve ev halkına katılıyor o da. Kazlıçeşme’ye kadar yol uzun. Hem erken gitmek istiyor biraz; Selo’nun konuşmasını kaçırmak istemiyor…


21 Mart 2016…
Sabah saatleri…
Umut ve heyecan dolu bir sabah…
Newroz Pîroz Be!