tiroj83kapakHERŞEY ‘OLAĞANDIŞI’ KALSIN İSTİYORLAR!

14 yılı aşkın bir süredir yayınlanan Kürtçe-Türkçe dergi Tîroj, bir Kanun Hükmünde Kararnameyle kapatıldı.
Ülkenin yüz yıllık sorununun çözümüne kültür ve sanat mecrasından katkı sunmaya çalışan Tîroj, ‘terör’ parantezine alınmaya çalışılan ‘Kürt’ algısının, muazzam bir kültürel, sanatsal ve elbette politik realite olduğu gerçeğini yansıtmaya çalıştı.
Dili vardı Kürdün; tarihi, edebiyatı, müziği, şiiri, resimi, sineması, yayıncılığı…
Tîroj, bu realiteden beslendi, bu realitenin kürsüsü oldu.
Hatırlama, hatırlanma ve hatırlatma uğraşı verdi. Bu uğraşıyla hem Kürt kültürünün gelişimine, hem de diğer ulusların bu kültürü tanımalarına katkıda bulunmak istedi. Bu, egemen tek tipçiliğe karşı olmak demekti doğal olarak ve bunun bilincinde olan her ulustan aydın, yazar ve sanatçıya sayfalarını açtı Tîroj. Bundandır ki, kapatılmayıp dağıtıma girebilseydik eğer, 83’üncü sayımızın ilk yazısı, ‘Dil meseleleri’ başlığıyla, halen cezaevinde bulunan dil bilimcimiz Necmiye Alpay’ın imzasını taşıyacaktı. Olmadı!
Kürt algısı ve Kürt sorununun çözümü de dahil olmak üzere Tîroj’un da son tahlilde misyonu sayılabilecek ve ‘değiştirerek normalleştirme’ diye özetlenebilecek bütün çabalar, siyasal iktidarı rahatsız ediyor. Normalleş(tir)mek istemiyorlar. Herşey ‘olağandışı’ kalsın istiyorlar!
Tîroj’a da bu yüzden ‘olmaz, yeter!’ dediler.
Engellenmeseydik, 83’üncü sayımızda “Kolombiya’da mümkün olan Türkiye’de neden mümkün olmuyor?” diye soracak, ‘olağan’ olanı aramaya devam edecektik mesela.
Kanun hükmünde kararnameyle sordurmadılar, yayınımızı kestiler!
Tîroj, ışık huzmesi demektir oysa, yayın kesilir de kültürün, sanatın ve insanın ışığı kararnamelerle söndürülemez.
Işıktır, bir şekilde ışıyacaktır…

TÎROJ DERGİSİ